Abdullah Gözaydın

Abdullah Gözaydın

Fatih'in Demokratik Geleceği
fatihten@gmail.com

Müslümanları Sorguluyoruz

15 Aralık 2015 - 20:32


 Ey Ademoğulları! Her mescide güzel elbiselerinizi giyinerek gidin...... Araf 31

tövbe suresi 18. ayetin meali

 

Allah'ın mescitlerini ancak Allah'a ve ahiret gününe iman eden, namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve Allah'tan başkasından korkmayan kimseler imar eder. İşte doğru yola ermişlerden olmaları umulanlar bunlardır.Tevbe suresi 18

 

Bu âyetlerde, sağlam bir inanç üzerine temellendirilmemiş dinî dav*ranışların Allah katında bir değere sahip olmadığı açıklanmaktadır. 

Bunun iyi anlaşılması için somut bir örneğe yer verilmiş, o günkü muhatap kitlenin yakından bildiği ve dine hizmet konusunda sembol haline gelmiş olan Kabe ile ilgili bazı görevlere değinilmiştir.

 

Ayetin günümüzde bizleri bağlayan hükmü konusunda ciddi muhasebe yapmak zorundayız.

Görüldüğü gibi Müslümanlar İbadetlerini eda ederken Münafıkların yardımını kabul etmemeleri gerekiyor.

Müslümanlar, Salih amel eda edenler, İhlaslı müminler dayanışma içinde olması emredilmektedir.

 

Günümüzde Başta Diyanet ve Müslümanların sosyal yardımlaşma dernekleri veren herkesten teberru toplayarak cami medrese inşasında kullanıyor, Bunu ciddiyetle sorgulamamız gerekiyor.

 

Nasılki ibadet amacıyla Her  secde yerine geldiğimizde Ziynetimizin giyilmesi emrediliyor (Temiz ve güzel elbise) İbadet ettiğimiz binaların inşaatında kullanılan her taşın helal Müslüman malı olmasını Allah cc. emrediyor. Bedenimiz, Elbiselerimiz, Binalarımız temiz olmalı. Sadece tozdan, çamurdan değil, haramdan da temiz olması gerekiyor.

 

Allahın cc. Bu ayette imanı kamil olmamızı emrediyor, Günümüzde değil cemaat Diyanetin din görevlisi İlahiyat eğitimli Namaz memurları dahi Akaid dediğimiz Allah'ın cc. sıfatlarının tefsiri olan akaid konusunda çok yetersiz.

Bu millet sadece Er Rezzak cc. sıfatını bilmiş ve inanmış olsa Hiçbir müslüman rızkı için yalan söyleyemez, Adi mal üretmez.. Bir kilo meyva satmak için on tane yalan söyleyen pazarcının imanını sorgulamak gerekiyor.

 

Allah'ın farzlarından taviz verenler, Farzların ihlalinde iman tazeleme ihtiyacı hissetmeyen bir ümmet olduk, Tabii ümmet olmak bir yakıştırma, Gerçekten boşlukta, arafta kalmış bir nesil olduk.

İlimsiz, İtikatsız, sevgisiz, birbirimize merhametsiz, Dünyaya meyletmiş, Sıla-i rahimi düşünmeyen, Yetimi yoksulu araştırmayan, Çılgın gibi yalan konuşan, Cihadın ne olduğunu bilmeyen, Allahın kendisine verdiği helal rızk içinde devletin (Zekat), fakirin, Yolda kalmışın, Cihad edenin hakkı olduğu şuurunda olduğunu kim iddia debilir ki?

 

Bizler habercilik yapmaya çalışıyoruz, Bu arada Müslümanların İslamla bağdaşmayan amellerini savunamıyoruz, Falan cemaat dernek Belediyelerden menfaat alarak medrese tesis ediyor, alınan o para da mal da gayrimüslimin hakkı var, ateistlerin hakkı var, Oldumu şimdi..?

 

Önemli bir ayrıntı Belediyenin ulufesi ile yapılan camilerin Medreselerin çoğunluğu imar hukukuna aykırı Kaçak İnşaat, Fazla Kat, parseli dışına çıkmak, birilerinin mülkünü taciz etmek caiz görülüyor.

İlçemizde Roma Bizans eseri yapıların tahrip edilerek üzerine medrese yapılmasınıda gördük, Haber yaptığımızda adımıza her türlü adi ithamı yapmaktan geri kalmıyor bu çağdaş aşere-i mübeşşere zatlar...!

 

Fatih'te son yıllarda pekçok Cami, medrese, Külliye, Çeşme Bazı kişilerce imar ediliyor, Bu kişilerin bazıları ihlaslı zenginler ( Allah kabul etsin) Fakat bazıları Devletten aldıkları büyük ihalelerin sadakası (Rüşveti) olarak küçük bir vakıf malını ihya etmeleri isteniyor. Bu zorlama ile Aslında Rüşvetle dini eser ihya ediliyor, Bunun islamda yeri var mı? ( Tabii sorduğunda bu kişiler biz severek yapıyoruz diyecekler, neyi severek yaptıkları sorgulanması gerekir diye düşünüyoruz.

 

Şimdi bu yazımızın altına Diyanetin anlı şanlı diploması olan zevat Ayetin nüzül sebebini uzun uzun açıklayıp Konunun kabede hizmet veren müşriklerle ilgili olduğunu iddia edeceklerdir.

Haramla beslenen bedenden hayırlı kelam çıkmaz, Kendisini laik devletin Namaz kıldırmakla sınırlı bir görevli olduğunu, Bu görev için Öğretmelerden fazla maaş aldığını, Bunun sakıncalarını düşünmeyenlerin fikirleri bizi bağlamıyor.

Cemaat olun En takvanızı imam yapın Emri İslamda ruhbanlığı kesinlikle yasaklamaktadır, İmamlık cemaatin seçimiyle İstişaresiyle emredilmektedir.

Her ortamda bir hiyerarşi içinde olmamızı, En takva (Doğruyu Bilen, Bildiğini yaşayan) kişileri İmam önder edinerek itaat etmemiz emredilmektedir.

Malesef bu konu en zayıf olduğumuz tarafımızdır. Bunun sebebi Diyanetin 130.000 kişilik ordusu olduğunu dahi bilmiyoruz. 

Kendileri "laik devletin" yasalarının kendilerine yasakladığı Allahın emirlerini görmezlikten gelmeye devam ederken nasıl hak yolda olduklarına inanırlar anlamak mümkün değil.

 

İslamın hayat nizamı olmasının önündeki en büyük engel Laik yasaların ülkemizde vahşice uygulanmasıdır, Din devlet işine karışamazken, Devlet ibadetlerimize kadar müdahale etmektedir. Ordinaryüs Prof. Dr. Ali Fuat Başgil bu yanlış uygulamaya dikkat çekmek için kaleme aldığı "Din ve Laiklik" kitabında Türkiyede nasıl bir Diyanet sorusuna yeterli cevabı vermiştir, Kendisi Cumhurbaşkanlığına aday olduğunda karşısına çıkan engelleri bütün müslümanların bilmesi gerekiyor lakin bilen kaç kişi varki..

 

Acilen Devlet İslamı yönetmekten vaz geçmeli, Bir STK olarak diyanetin örgütlenmesinin önü açılmalı. 

Her cami  derneği ilçe Müftülüğü personelini seçmeli, İlçe teşkilatı İl Müstülüğünü seçmeli, İl Müftüleri Diyanet işleri başkanlığını seçmeli, (Siyasi partiler gibi) Azınlıklara tanınan kendi vakıf mallarının geri verilmesi gibi, İslam vakıf mallarının Mülklerinin Diyanete iade edilmesi gerekiyor (Bu ara vakıflar müdürlüğü İslam mülklerini harıl harıl satmaya devam ediyor) Bu şekilde teşkilatnanan Diyanet Kuran ve Sünnet ışığında tam özgür olmalı, Laiklik zaten budur Laikliğin ana vatanı Fransada bu şekilde uygulanmaktadır.

 

Hazır anayasamız gündem de, Din adına kendilerini yetkili görenler şimdiden Ya devletin Resmi Dininin İslam olduğunu anayasamıza koymalı, Yada Başgil hocamızın gösterdiği yöntemin önünü açmalı, İslam Dininin Politikacıların referansı olarak kullanılmasının önü kesilmelidir.

 

Biz Müslümanlar olarak, Övündüğümüz ehlisünnet yolunda olanlar olarak haklarımızı bilmez isek bizi birileri diledikleri gibi yönetirler.

 

Abdullah Gözaydın

Fatihten@gmail.com  

16.12.2015